Yazı Detayı
22 Ocak 2018 - Pazartesi 14:22
 
BİTKİSİZ VE HAYVANSIZ BİR ORTAMDA İNSANLAR YAŞAMLARINI SÜRDÜREMEZLER
Orhan Engin
batmanolay@gmail.com
 
 

 

Canlıları bitkiler, hayvanlar ve insanlar olmak üzere üç şekilde sınıflandırılabilir. Yaradılış sisteminde bitki ve hayvanlar kendilerine verilen yaratılış şekilleri doğrultusunda yaşamlarını tamamlarlar. Yapılması gereken şeyleri yerine getirirler ve hiçbir sorumlulukları da bulunmaz. Bitkiler, hayvanlardan sonra insanlar yaratılmıştır. Canlıların en mükemmeli olarak insanı yaratmış ve insana bitki ve hayvanlarda bulunmayan bazı özellikler verilerek insana bazı sorumluluklar verilmiştir.

Bu özelliklerden bazıları; Faydalı ile zararlıyı, Doğru ile yanlışı Güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü ayırma yeteneğidir. İnsana verilen en önemlisi de "İrade-i Cüz-i’ye" ile insanı, iyi ve kötüyü birbirinden ayırmada serbest kılmıştır. İnsanların vermiş olduğu kararlardan ve yaptığı işlerden sorumlu tutmuştur.

Canlılar yaratıldığı günden günümüze kadar canlılar hep birlikte yaşamlarını sürdürdüler. Yaradılış gayelerine uygun bir şekilde bitkiler ve hayvanlara hizmet etti. Hayvanlar insanlara hizmet etti. Bitkiler olmasa hayvanlar olmaz, hayvanlar olmasa insanlar olmazdı. İnek bitkileri yiyecek süt ve et yapacak insan bundan faydalanacak. Bitkiler, hayvanlar ve insanların yaşamları birbirine bağlı olarak yaşamlarını sürdürürler.

İnsanlar yaratılmadan önce yeryüzünde ihtiyacı olan her şey hazırlandı ve ondan sonra insan yaratıldı. Bitki ve hayvanlar insanın emrine verildi. Bitkiler ve hayvanlardan İnsanların faydalanmasına sunuldu. İnsanın yaratıldığı ilk günden günümüze kadar, hayvanlar insan için karnını doyuracak yiyecek ve üzerine giyecek elbise oldu. Bazen insanların korunması için bir koruyucu, yük taşıması için bir araç oldu. Hayvanlar insanların her hizmetinde yer aldığını söyleyebiliriz. Tarihi süreçlere baktığımız zaman fili, devesi, atı ve eşeği olan kavimler savaşları kazanarak diğer topluluklara karşı ekonomik bir üstünlük kazandılar. "Yeryüzünde yürüyen ve uçan bütün hayvanlar sizin gibi birer topluluktur'' onlarında bu yeryüzünde insanlar gibi hakları vardır. İnsan yeryüzünde yaşamaya başladığından günümüze kadar hayatını sürdürmek için bitkileri toplamış ve hayvanları avlamıştır. İnsanlar bu eylemler ile hayatını sürdürmeye çalışmıştır. Toplayıcılık ve avcılık ilk zamanlar ihtiyacını karşılamak için yapılırken zamanla geliştiğini görmekteyiz. Tarihsel süreç içinde insanın gelişimine paralel olarak avcılıkta şekil değiştirmiş sadece ihtiyaç için değil derisi dişi, boynuzu süs eşyalarında kullanmak için milyonlarca hayvan avlanmış çoğu hayvanın nesli yok edilmiş ve günümüzde de yok edilmeye devam edildiğini görmekteyiz. Eğlenmek, güç göstermek, eğitim için de av yapılmıştır. Av yapılırken hiçbir kural yoktur. Tuzak kurarak veya Hayvanların bazı zaaflarından faydalanarak yapılmaktadır. Orantısız bir güç kullanıldığını söyleyebiliriz.

Yabani hayvanların en korunaksız ve güvensiz olduğu zamanlar ise:

Üreme ve beslenme zamanlarının olduğunu biliyoruz. Bu mevsimlerde kesinlikle av yapılmaması gerektiğini de biliyoruz. Yabani hayvanların üreme alanlarının koruma altına alınması gerekir. Üreme mevsiminde hayvanların avlanması sadece avlanan hayvan yok edilmez. Aynı zamanda onlarla birlikte yavruları varsa onlarda yok olur. Doğuran hayvan ise doğuracağı veya doğurduğu hayvan yok olur. Yumurtlayan hayvan ise yumurtaları ve yavruları yok edilir. Örneğin 15-25 tane yumurta ile kuluçkaya yatar. Kuluçka dönemi bittiği zaman ortalama olarak 20 tane keklik yavrusu çıktığını varsayalım. Geriye kalan kısmının bir kısmını ise yabani hayvanlar ve avcılar öldürdü. En kötü ihtimale göre 7 tane kekliğimiz kaldı. Ondan sonraki yılı hesaplamaya gerek kalmaz diyebiliriz.  Av hayvanı olmayan ve eti yenmeyen hayvanların avlanması ile de çok karşılaşmaktayız. Sadece insanın içindeki üstünlük hâkimiyet duygusunun tatmini için yapılan avcılıktır. Unutmayalım bir baykuşu öldürüldüğümüz zaman yılda 150’ yakın farenin çoğalması demektir. Ondan sonrada bu farelerden kurtulmak için çözüm yoları aramaya başlarsınız.

Canlıların hayatlarını nasıl sürdüreceklerini ve tehlikelere karşı nasıl önlem alacakları yaratıcı tarafından genlerine şifrelenmiştir. Bitkiler bahar mevsiminde su fazla iken büyümeye ve kendi için gerekli olan otsu ve odunsu kısımları geliştirirken yaz mevsimi gelince de neslini devam ettirmesi için hemen tohum vererek kuruması sonucu kışın soğuktan etkilenmeyerek yaratılıştan günümüze kadar neslini korumayı başarmıştır. Hayvanlarda neslini devam ettirmek için bazı yeteneklere sahip olduğunu bilmeliyiz. Yiyeceğin bol olduğu zamanlarda çok fazla üreyerek gelecek olan felakete için hazırlık yapar. Bitkiler ve hayvanlardaki bu değişimleri takip ederek canlıları etkileyebilecek olayların önceden belirlenebilir.

İlk yaratılışta canlılar bir birine yabancı yani bütün canlılar bir birine yabani idi. İstekleri ve amaçları genetik şifrelerindeki kodlarına göre yaşamaktı. Tabiattaki hayat uzun yıllar böyle devam etti.

Unutmayalım ki; İslam dini yılın her zamanında kötülüğü ve canlıları öldürmeyi yasaklamıştır. Saldırıya uğramadan, saldırılmayı yasaklamış ve bütün canlıların haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini emretmiştir. İnsanın dünyada güvenlikli, huzurlu ve refah içinde yaşaması için çevresinin de yaşayan bütün canlıların mutlu yaşamlarına bağlıdır. Bunun için insanın çevresini ve etrafındaki canlıları koruması emrederek. Dünyada huzur ve güven sağlamıştır. Tabiatın bitkisi, hayvanı ve insanı, bildiğimiz veya bilmediğimiz bütün canlılar ile bir bütün olduğunu ve bu bütünlüğün bozulmamsı gerektiğini bildirilmektedir. İnsandan başka canlılarında yaşama hakkının olduğunu ve bütün insanlara hayatlarında sayılı günde olsa da tatbik edilmektedir.

Bitkisiz ve hayvansız bir yaşam alanında insanlarda yaşamlarını sürdüremezler.

 
Etiketler: , BİTKİSİZ, VE, HAYVANSIZ, BİR, ORTAMDA, İNSANLAR, YAŞAMLARINI, SÜRDÜREMEZLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı