Yazı Detayı
08 Ocak 2020 - Çarşamba 14:09 Bu yazı 451 kez okundu
 
DEPRESYONDA MISINIZ?
Uzm.Psikolojik Danışman Cansu Candan Tezdiğ
cansucandantzd@gmail.com
 
 

 

Çoğumuz depresyon hakkında konuşuruz. Yaşadığımız en ufak sıkıntıda hemen ‘depresyondayım’ tanısı koyabiliriz. Ancak en ufak belirti durumunda, kısa sürede ve uzmanlığımız olmadan kendi başımıza adını koyabileceğimiz hafife alınabilen bir hastalık olmadığını bilmeliyiz. Psikolojik rahatsızlıklar yaşadığımız dönemde zirvede olurken depresyon ilk sıralarda yer almaktadır. Peki depresyonun ne olduğunu, nelerin sebep olduğunu, neler yapabileceğini ve belirtilerini ne ölçüde biliyoruz. Bunlara biz göz atalım.

Düşüncelerimizi, davranışlarımızı olumsuz yönde etkileyip sürekli üzgün, gergin, mutsuz ve zevk veren durumlardan keyif alamama durumunda olan depresyon yaygın ve ciddiye alınması gereken çağımız hastalığıdır. Depresyon tanımı olan bu duygular çoğumuzun dönem dönem yaşamış olduğu normal duygulardır aslında. Sağlıklı olan bireylerde bu duygular ve sıkıntılar uzun sürmez. Günlerce sürmeye başlayıp günlük yaşamımızı tehlike altına almaya başlarsa işte o zaman durum vahim olur. Bu belirtilerin sürmesiyle birlikte; uykuda sorun yaşama veya aşırı uyuma, konuşmalarda ve hareketlerde yavaşlama, kişinin kendisini değersiz hmesi, karar verme ve odaklanma sorunu, intihar eğilimi gibi durumların sürekliliği depresyon belirtileri arasında yerini almaktadır. Tabi bir kere bu belirtileri yaşamakla depresyona girilmeyeceğini, tanı koyulabilmesi için en az iki hafta devam ediyor olması ve bir uzman tarafından konulması gerekmektedir. Depresyona modaya ayak uydurmak için girilmediği bilinmeli her şeyin bir nedeni olduğu gibi depresyonunda nedenleri olmaktadır. Bana soracak olursanız nedenler arasında ilk sırada Türkiye’de kadın olmakla beraberinde; sosyal medya paylaşım ve ortamları, işsizlik veya iş kaybı, sevdiği kişiden ayrılma veya ölmesi, boşanma, erken yaşta ebeveyn kaybı, madde ve alkol kullanımı, tramvatik çocukluk dönemi geçirmiş olması, istismar veya tecavüz gibi vakalara maruz kalmış olması, ailede depresyon olması ve ağır bazı hastalıkları geçirmesi başlıca risk faktörlerindendir.

Yukarıda söylemiş olduğum etkenlerin çoğu maalesef hepimizin başından geçmiş veya geçebilecek normal olaylar gözüyle bakılıp sebep olduğu psikolojik hastalıklar çokta dikkate alınmamaktadır. Her insanın dayanıklılık gücü farklı, olaylara bakışı ve yaşayışı değişkenlik göstermektedir. Kadınlar, ergenler ve yukarıda saymış olduğum olayları yaşayıp zayıf bünyeye sahip olan kişilerde daha yaygın görülmektedir. Nasıl tedavi edilebilir veya neler yapabiliriz konusunda söyleyecek olursak. İlk olarak yapmamız gereken hoşgörü, aile desteği, eşlerin birbirine olan desteği önemli olmaktadır. Kendiliğinden geçen bir hastalık olmadığı için uzman tarafından tedavi ve destek almak gerekir. Toplum olarak bu gibi hastalıklara ‘deli’ gözüyle bakılmaması hem hastalığın ilerlemesine hem de tedavinin etkili olabilmesini sağlayabilir. Ölüme çare yok ama yas tutma evresini birlik, beraberlik çerçevesinde atlatılabilmesine yardımcı olunarak kişilerin bunalıma girmelerini önleyebiliriz. Çevremizde bizi depresyona yöneltebilecek ortamlardan, olaylardan, negatif insanlardan, uzak durmalıyız. Sosyal etkinliklere, sportif faaliyetlere yönelmek, keyif verebilecek hobiler edinebilir, düzenli uyku, sağlıklı beslenme sağlıklı arkadaşlıklar ve ilişkiler kurulması, bizleri depresyona yakalanma tuzağından bir nebze de olsa kurtarabilmektedir. İnsan hayatının önemini vurgulayarak psikoloji diyeti yapmak iyi gelecektir.

 
Etiketler: DEPRESYONDA, MISINIZ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı