Yazı Detayı
14 Şubat 2018 - Çarşamba 17:03
 
SAİD NURSİYİ HACET NAMAZIYLA GÖREN TALEBELERİ
HAYRETTİN ÖNEN
hayrettinonen@hotmail.com
 
 

 

Said-i Nursi Hazretleri’nin talebelerinden Vezirzade Küçük Mustafa;

“Ey sevgili Üstadımız, ey nurların mazharı ve nasiri,…Ve size karşı mecburiye-time delalet eden (bağlılığıma, tâbîyetime işaret gösteren) bir iki vak’ayı (hadi-seyi) arz edeceğim:

Birincisi: Bundan bir buçuk sene evvel ticaret için iki günlük mesafede olan bir köye gitmiştim. O esnada dünyanın içyüzü bana göründü. Hem fani, hem zindan hükmünde olduğundan, bir nefret geldi. Bana bu fani dünyadan BAKİ BİR ÂLEME YOL GÖSTERECEK BİR ÜSTAD CENAB-I HAKTAN İSTEDİM.

Ve dedim ki:

“Öyle bir üstada rast gelsem, söz veriyorum ki ona tam hizmetkâr olacağım.”

İşte ben bu halde ve bu niyazda iken o gece (rüyada) gayet şirin ve güzel bilmediğim bir şehirde gayet güzel, dünyada misli bulunmaz ziynetli bir at üstünde siz Üstadım ona binmiş garptan şarka doğru beş altı metre yüksekte, şehrin üstünde uçarken selamınıza durduk, selamınızı aldık. O esnada uyandım, şehadet getirdim. Şükrettim ki istediğim üstadı bulacağım. İki ay sonra ziyaretinize geldim. “ (Barla Lahikası (Söz basim yayin sayfa 303,304)

Said-i Nursi Hazretleri’nin talebelerinden Küçük Ali;

“Bana rüyamda üç şahıs gösterildi. İkisinin ismini söylemediler. Diğeri Üstadım Bediüzzaman’ı ismiyle söylediler. Hemen eline yapışıp ellerini öptüm.” (Barla Lahikası/27.Mektubun 3.kismi ve 3.Zeylinin Nihayetid/113,114)

Said-i Nursi Hazretleri’nin talebelerinden Mustafa Hulusi;

“Bunun üzerine büyük bir Zat geldi, gençlerin önüne ufacık bir mendil serdi. O mendil üzerinde dört köşe haşhaşlı ekmeği gençlere birer birer dağıttı. Bilahare o mendilin içinde birer avuç da kuru üzüm dağıttı. Bakıyorum o mendilden üzüm ve ekmek tükenmedi. Hayret ettim. Bana denildi ki bu mübarek zat SAİD NURSİ’dir. Ben de anladım ki, bu harika iş aktarlarda bulunur dedim, uyandım.” (Barla Lahikası/27.Mektubun 3.kısmı ve 3. Zeylinin Nihayetid/99,100)

Bu devrin İmamı mehdi resulün kim olduğunu öğrenmek isterseniz Allah a ulaşmayı dileyip Bediüzzaman hazretlerinin talebeleri gibi Devrin imamının kimliğini O nu görevlendiren Allah’a hacet namazı kılarak sora bilirsiniz.

HACET NAMAZI,

Allah’a ulaşmayı dileyen ve hacet namazı kılıp mürşidi Allah’tan soran bir kimse, Allah’ın rüyasında gösterdiği devrin imamına veya mürşidine rüyasına sadık kalarak ulaşıp önünde tövbe ederek tabi olmalıdır.

2/BAKARA-45: (Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

İstiane sabırla ve namazla yalnız Allah'tan istenebilir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurmaktadır: "Cebrail kardeşimin bana öğrettiği iki namazdan biri İSTİHARE, diğeri HACET namazıdır."

Kişi bir kararın kendisi için uygun olup olmadığını İSTİHARE namazı kılarak Allah'tan sorabilir. Bu iki rekâtlık namazda Fatiha'dan sonra Kâfirun Suresi okunur. İkinci rekâtta da Fatiha'dan sonra İhlâs Suresi okunur ve Allah'tan yapmak istenen şeyin ya da kararın uygun olup olmadığı sorulur. Eğer Allahü Teâlâ beyaz veya yeşil renklerin hâkim olduğu bir rüya göstermişse kararın uygun, siyah veya kırmızı renklerin olduğu bir rüya göstermişse uygun olmadığı anlaşılır.

2. NAMAZIN ADI HACET NAMAZIDIR VE ŞÖYLE KILINIR.

1. Rekât: Subhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kursî

2. Rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nâs

Oturuş: Ettehiyyatu

3. Rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nâs

4. Rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nâs

Oturuş: Ettehiyyatu + Allahumme Salli + Allahumme Barik + Rabbena

Ve kişi Allah'tan hacette bulunur: "Yarabbi benim mürşidim kim, bana onu göstermeni dilerim. "Dünyaya ya da manevî âleme ait bir şey isteniyorsa yine hacet namazı kılınır. Allahütealâ "namazla sözüyle hacet namazını ifade etmektedir. İnsanlar vardır hem Allah'a ulaşmayı dilemezler hem de hacet namazını kılarak Allah'tan devamlı mürşidlerini sorarlar. Allahütealâ da onlara sabırlı da olsalar mürşidlerini hiç göstermez. Bu insanlar kendi kendilerini aldatırlar: "Ben Allah'a ulaşmayı diliyorum ama Allah bana mürşidimi göstermiyor" diyerek yalan söylerler. Çünkü Allahütealâ buyurmaktadır:

29/ANKEBÛT-5: Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

Eğer kişiler huşû sahibiyse kesin şekilde inanırlar ki ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıracaklardır ve ölümden sonra da ruhları tekrar Allah'a bir defa daha geri dönecektir.

Hacet namazı kılınıp da Allah'tan sorulduğu zaman o şeye ehil olunmalıdır.

Hacet namazını kılan kişi huşû sahibiyse yani Allah'a ulaşmayı gerçekten diliyorsa ve mürşidini Allah'tan sorduysa Allah'ın o kişiye mürşidini daha ilk seferde göstermemesi mümkün değildir. İşte bu dizayn içerisinde ayet-i kerime Allah'tan istianenin nasıl istenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Ve kişi huşû sahibi olmuşsa Allahütealâ mutlaka mürşidini gösterecektir ve istianeyi ona ulaştıracaktır.

Allah razı olsun

 
Etiketler: , SAİD, NURSİYİ, HACET, NAMAZIYLA, GÖREN, TALEBELERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı