Yazı Detayı
09 Ağustos 2020 - Pazar 13:05 Bu yazı 322 kez okundu
 
SANATIN ÜRETİM AŞAMASINDAKİ TÜKETİM SORUNSALI
Nalan Koluman
batmanolay@gmail.com
 
 

    

                Sanatsal üretim, üretimi aşamasında üreten, üretilen ve fikir üçlüsünün bir araya gelmesiyle ortaya konulan süreç-sonuç odaklı bir varlıktır. Sanatsal süreçte, üreten aracı, üretilen fikir, kaynak ise süreci ifade etmektedir.

                Sanatsal üretim, üretimi aşamasında içerik, materyal, üretici fikir bileşenlerine ihtiyaç duyarak ilerler. Tarihi çağların ilk dönemlerinde dini motifleri coğrafi konumun sunduğu materyallere Varoluş karmaşıklığının fikri ve sanatsal kaygının dışında var olan sözde sanat üretici ile karşılaşılmaktadır.

                Ortaçağ’a doğru sanatsa üretim tartışmalarını Rönesans’ın ortalarına bağlayan Antik Yunan figürlerinin anatomik çalışmalarından etkileyen ve perspektif adımının atıldığı teknik boyuttaki bir hareketlilik görülmektedir. Rönesans sonrası, tekniğin bir adım daha geride kaldığı duyguların ve fikirlerin sanatsal üretimin ve aşamasının önemli bir parçası olduğu, sanatçının toplumsal çöküşlerden ve bireysel sorgulayışlarının odak noktası haline gelerek, kimi zaman daha da katı bir şekilde protestin aracı olmuştur.

                20. yy’da toplumsal-ekonomik buhran sanatçıyı sanatın politik bir silah olarak baş göstermesini sağlamıştır. 1960’ların tüm dünya çapındaki toplumsal hareketleri sanatçıyı da bu sürece katarak ilerlemiştir. Süreç içerisinde sanatın var olan düzeni, içeriği, materyali üretici eli devrim niteliğinde bir değişime uğramıştır. 1960 sonrası modernizmin etkisiyle de bu durum sanatın fikir yönünü ayakları yere basan bir oluşumla devam etmesini sağlamıştır. Bu süreçte fikirsel üretimlerin çok boyutlu artışı yaratıcılığı, yeniliği, eleştiriyi, farklılığı, özgürlüğü, sorgulayışı getirse de birkaç yıl sonra yerini çok yönlü bir gürültü ve kirliliğe bırakmıştır. Özellikle 21. yy’da hızlanmış üretimler, zamanın ve toplumsal akışın yoğunluğuna yetişmeye çalışırken yaratıcılık, özgünlük tıkanmış ve üretimin benzerliği birikmiştir. Sanat üreticisi yaratıcı olmaya çalışırken olağanın dışında bir üretimle gittikçe daha vahşi bir tüketim sendromunu sanatın bir hastalık boyutuna varmasına neden olmuştur. Sanatçı ve sanat eseri kapital tüketimin bir parçası haline getirmiş, izleyiciyi de tüketimin tüketicisi rolünü üstlendirmiştir. Bu durumda sanatın fikrinin odak noktası, üretim süreciyle ironileştirmiştir.  Öncelikle ekolojik fikirli sanat üretimi bu tüketim çılgınlığıyla antiekolojik bir sergi ile izleyici karşısına çıkarak sorgulanmaya başlanmıştır. Posmodernist sürecin kaçınılmaz durumu olan içerikte çok da bağımlı olmayan yenilikçi fikri, sanatın sanat olma seyrini, sanatsal kaygının daha düşük olmasına itmiştir. İzleyiciye ulaştırılmaya çalışılan fikrin muğlaklaşması kimi zaman  sanatın birey algısını sekteye uğratmaktadır. Dolaysıyla bu durum sanatın toplumsallık işlevi noktasından uzaklaştırmaktadır. Bunu destekleyen sanat galerileri ve düzenleyicileri de aynı problemin alt sebepleri arasında almaktadır. Çağın sorunlarına sanatın bu denli ironik yaklaşımı, varoluşsal amacın masumiyetini yitirmekte ve kapitalizme hizmet etmektedir.

 
Etiketler: , , , , , , , , , , , , SANATIN, ÜRETİM, AŞAMASINDAKİ, TÜKETİM, SORUNSALI,
Yorumlar
Haber Yazılımı