Yazı Detayı
08 Temmuz 2019 - Pazartesi 16:44 Bu yazı 423 kez okundu
 
Sümerler’in Tanrı etkisindeki gözde mimarisi: ZİGGURAT
Nalan Koluman
batmanolay@gmail.com
 
 

Ziggurat İnşasında Kültürel Etkiler

Mezopotamya mimarisinde özellikle saraylar ve tapınaklar inşa edilmiştir. Sümerlerin, tanrılar için etrafını kalın surlarla çevirdikleri şehirler içinde tapınaklar ve mutlak iktidar sahibi kralları için saltanatlarını ihtişamlı bir şekilde gösteren saraylar inşa etmeleri; dönemin mimarisinin dinsel inanışlara göre şekillendiği görülmektedir. Bir sanat algısından ziyade, tanrısal boyuttaki bir ruhsal tatmin hissiyatına göre şekillenen üretim görülmektedir. Buna paralel olarak bu sarayların girişlerinde, Mısır’daki gibi kafası koç, kuş veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan Sfenks’lere benzer, hayvan gövdesiyle kralın başı birleştirilmiş heykeller; saltanat sahibini yüceltmek adına, güçlü hayvanların özelliklerini içeren bir yapı şeklini taşımaktadırlar. Zigguratlar, çok katlı ve kule şeklinde inşa edilip, en üst katta yer alan kutsal oda içinde tanrılara sunulan adak ve armağanlar için sunak denilen bir bölüm yer almaktadır. Gücü temsil eden motiflerin kullanılması Tanrı ve kralın duyacağı hazdan ötürüdür.

Saraylar ve tapınaklar, nehir taşmalarına önlem olarak yüksek setler üzerinde yapılmıştır. Zigguratların, kelime olarak ‘yükselmiş yere kurulan’ ve ‘Tanrıdağı’ anlamında kullanılması, sanat eserlerinin coğrafik şartlardan da etkilendiğini de göstermektedir.

Aynı zamanda duvar rölyeflerindeki av, tanzim ve savaş sahnelerinin yoğunluğunu, dini törenler, bitkiler, kanatlı aslanlar, insan, keramik kaplar, stilize edilmiş hayvan figürleri ve geometrik şekiller sosyal yaşam, tarih, güç ve dini ritüelleri motifleyen bir ifade ediş biçimi olarak sunulmuştur.

Zigguratlar, yapı uygunluğundan dolayı bilim adamlarının astronomik gözlemleme çalışmalarının yapıldığı ve tapınma ritüellerinin gerçekleştirildiği, terası bulunan ve Mastabalara (Mıdır dönemindeki mezar) benzeyen tapınak kuleleridirler. Zigguratlar, Antik Çağ’dan günümüze gelen, Mezopotamya bilim adamları tarafından ilk defa bu dönemde ortaya atılan burç tasvirlerinin yıldız bilimine olan katkıları ile önemli bir astronomik özellik taşımaktadır. Bu yapılan müsaitlik durumu beraberinde bilimsel çalışmaların dönemin şartlarına göre çok daha ileri bir düzeyde gelişmesini sağlamıştır.

Zigguratlar yedi katlı olup, toplam üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk katlar erzak deposu, orta katlar okul ve tapınak, son katlar ise rasathane olarak kullanılmıştır. Gayet sosyal yaşamı idame ettirmek adına inşa edilen bu yapılar sanatsal kaygıdan uzak olsa da kendisinden sonraki dönemler için şaşırtıcı sanatsal analizler doğurmuştur.

Zigguratlar, Mısır Piramitleriyle benzerlik göstermesine rağmen, üstü düz olup, dikdörtgen, oval ya da kare platformlar üzerine yapılması noktasında farklılık göstermektedir. Mısır’da olduğu gibi, Mezopotamya sanatında da rölyeflerdeki resimler hiçbir detayı kaçırmamak adına tek boyutlu olarak çizilmişlerdi. Rölyef detayları Tanrı tasvirleri, hayvan ve insan unsurlarını birleştirmekle ilgi odağı olmaktadır. Yapıların dayanıklılığı için payanda denilen destek duvarlar kendinden sonraki dönemlerin mimari güvenliği açısından örnek alınıp geliştirilmiştir.

Tarih boyunca bilinen ve Akad Kralı Sargon’un yaptırdığı en büyük ve gösterişli tapınak kulesi, Babil'lerden kalma Marduk Zigguratıdır.

Sanat her dönemde içinde bulunduğu ortamın koşullarından olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkilenmiştir.

 
Etiketler: Sümerler’in, Tanrı, etkisindeki, gözde, mimarisi:, ZİGGURAT,
Yorumlar
Haber Yazılımı